<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Özgecmisi.com Kişiler Hakkında Biyografiler</title>
	<atom:link href="http://www.ozgecmisi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozgecmisi.com</link>
	<description>Biyografiler, Kişilerin Özgeçmişleri, Kim Kimdir, Gazeteciler, Bürokratlar, Yazarlar, Sanatcılar ve bir çok kişinin Biyografisi bu sitede!</description>
	<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 13:57:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sedat Peker&#8217;in Hayatı, Biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/sedat-pekerin-hayati-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/sedat-pekerin-hayati-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 13:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Karışık Biyografi]]></category>

		<category><![CDATA[sedat peker]]></category>

		<category><![CDATA[sedat peker biyografisi]]></category>

		<category><![CDATA[sedat peker kimdir]]></category>

		<category><![CDATA[sedat pekerin hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Sedat Peker'in Hayatı, Biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rizeli bir aileden gelen Sedat Peker, 1970 yılında Sakarya&#8221;da doğdu. &#8220;Köroğlu&#8221; lakaplı Peker, Almanya&#8221;da büyüdü. Peker&#8221;in adı ilk olarak &#8220;uyuşturucuyla mücadele eden baba&#8221; olarak duyuldu, daha sonra Susurluk Raporu&#8221;nda geçti.</p>
<p>Peker çağırdı ünlüler koştu</p>
<p>Milliyet 24 Mayıs 2002</p>
<p>BELMA AKÇURA, DENİZ ALTUNTAŞ</p>
<p>Sedat Peker bir internet sitesi açtı ve bunu 1.500 kişilik davetle kutladı. Gecede Susurlukçular, sanatçılar ve siyasetçiler de vardı. Davetlilerin tamamına, 14 ayar altından bir rozet hediye edildi&#8230;</p>
<p>Reis lakaplı Sedat Peker, Turan idealini temsilen, dünyadaki bütün Türkleri internet aracılığıyla buluşturmayı amaçlayan &#8220;ozturkler.com&#8221; sitesini, birbirinden ilginç konukların buluştuğu bir törenle açtı. Sitenin açılışı, Hilton Convention Center’da 1.500 kişinin katılımıyla yapıldı. Peker’in kurduğu sitenin tanıtım gecesinde tüm davetlilere girişte 14 ayar altından rozet hediye edildi.<br />
<span id="more-351"></span></p>
<p>ZEken’e alkış yağmuru</p>
<p>Davetliler, duvarlardaki Türk hükümdarlarının fotoğraflarına bakarak gözlemelerini yerken, dev bir Türklük haritası önünde demir dövüldü. Otağ gibi düzenlenen mekânda Mehteran grubu da bir gösteri sundu. Gecenin sunuculuğunu Erkan Yolaç üstlendi. Eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz, Türk dünyasına hizmeti geçen Türkçülere birer plaket verirken; cezaevindeki Korkut Eken’in plaketi oğlu Koray Eken’e verilirken salon alkışlarla inledi. Emekli orgeneral Muhittin Fisunoğlu ise plaketini almaya gelmedi.</p>
<p>Peker plaketini almadı</p>
<p>Plaketini almayanlar arasında yer alan Peker, töreni uzaktan manevi oğlu olan şarkıcı Küçük Onur’la izledi. Peker, ödülü almama gerekçesini de, &#8220;İnsanlar layık oldukları şeyleri almalı. Ben bu ödüle layık değilim. Ülkemize daha çok hizmet etmemiz lazım&#8221; diye açıkladı. Ödül töreninin ardından modern dans grubu Kafkas oyunları sergiledi. Gecenin sonuna doğru Muazzez Abacı sahne aldı.</p>
<p>‘Dostum Peker ne iyi etmiş’</p>
<p>• İBRAHİM TATLISES: Dostum Peker’in böyle bir internet sitesini hizmete açması çok güzel. Londra’ya, Paris’e gidiyorum. Oradaki insanlar tarihlerine sinek bile kondurmuyor, biz böcek bile konduruyoruz. Türklerin birliği için önemli.</p>
<p>• SEDAT PEKER: Turan idealini sanal ortamda sağladık. Dünya üzerinde yaşayan 300 milyon insana ulaşmak için böyle bir internet sitesi kurduk. Siteyi Türkçe’nin yanı sıra, Rus mezalimi altında yaşayan Türklere ulaşmak için Rusça’da da yaptık.</p>
<p>• VELİ KÜÇÜK: Türk birliği mutlaka tecessüs edecektir. Asil Türk milletinin yolu Tanrı dağlarından, Ergenekon’dan geçecek. Globalleşmeye ve Avrupa Birliği’ne karşı değiliz. Ancak onurluca girmek istiyoruz. Yalvarmayacağız.</p>
<p>Gecede kimler vardı kimler&#8230;</p>
<p>Geceye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Mehmet Ali Yılmaz, Abdülhaluk Çay, Sadi Somuncuoğ-lu, emekli general Veli Küçük, Prof. Şener Üşümezsoy, Ord. Prof. Reha Oğuz Türkkan, İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Adnan Şenses, Seda Sayan, Gönül Yazar, Osman Yağmurdereli, Hakan Altun, Şenol İpek ve Cengiz Kurtoğlu da katıldı.</p>
<p>Sanal ortamda çatışma çıktı</p>
<p>Sitede, ülkücülerle sol görüşlü olanlar arasında sokak çatışmaları kadar ürkütücü mesaj çatışmaları yaşanıyor. Cahit Sıtkı Tarancı’nın &#8220;Ben ölecek adam değilim&#8221; adlı şiirinin altında yer alan görüşler kısmında, kendisini Marmara Üniversitesi Yurtsever Demokrat Öğrenci Lideri olarak tanıtan Ali Ekber Kul, &#8220;Koyu bir sosyalist olarak size sesleniyorum; yolumuz devrim yolu, gelin kardeşler gelin, yurdumuza faşist doldu, vurun kardeşler vurun&#8221; diye yazıyor.</p>
<p>İnfaz kararı aldılar</p>
<p>Ülkücüler de &#8220;Senin bu sitede ne işin var. Defol git Rusya’ya!&#8221; ya da &#8220;Unutma ki her sözün bir bedeli vardır ve sen bu bedeli ağır ödeyeceksin!&#8221; diye tepki gösteriyor. Sol söylemlere en büyük tepki ise, Türk İntikam Tugayı imzasıyla dile getirilmiş: &#8220;10.05.2002’de www.ozturkler.com’da sosyalist söylemler yapan Ali Ekber Kul hakkında infaz kararı oybirliğiyle alınmıştır. İnfaz en kısa zamanda gerçekleştirilecek.&#8221; Bu arada siteyi beğenmediklerini belirtenlerin bağlantısı anında kesiliyor.</p>
<p>Çete kurmaktan cezaevine girdi</p>
<p>Peker, 1970’te Sakarya’da doğdu. Adı ilk kez &#8220;Uyuşturucuyla mücadele eden baba&#8221; olarak duyulan Peker, Susurluk raporuna da girdi. &#8220;Tehditle tahsilat yapmak&#8221;, &#8220;zorla alıkoymak&#8221;, &#8220;adam öldürmeye azmettirmek&#8221; suçlarından 7 ay aranan Peker, teslim olacağını bildirerek, 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye geldi. Ekim 1998’de Peker ve 12 adamı hakkında İstanbul DGM’de, &#8220;Çete kurmak ve yönetmek&#8221; suçundan dava açıldı.</p>
<p>Hapiste rokfor keyfi!</p>
<p>Peker, 24 Mayıs 1999’da tahliye edildi. Peker’in halen tutuksuz yargılandığı dava, &#8220;çete&#8221; suçları DGM yetki alanından çıktığı için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bayrampaşa Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu 8.5 ayda Peker krallar gibi yaşamıştı. Rokfor peynirinden çamaşır makinesine kadar her istediğini cezaevine getirtmişti. Kokoreç makinesi dışında&#8230;</p>
<p>xx</p>
<p>Peker’e paşa konuk</p>
<p>24.05.2002</p>
<p>Mürteza AKKAYA, Cenker TEZEL</p>
<p>Organize suç örgütü lideri suçlamasıyla DGM&#8221;de yargılanan Sedat Peker&#8221;in internet sitesinin tanıtım gecesine, asker, siyasetçi, sanatçı pek çok ünlü katıldı.</p>
<p>Tüm Türk dünyasını, sanal ortamda Sedat Peker buluşturuyor. Peker’in internet sitesinin tanıtımına emekli paşalar Muhittin Fisunoğlu ve Veli Küçük ile çok sayıda ünlü katıldı. Küçük’e ‘Türk dünyasına hizmeti geçmiş yaşayan Türkçüler Plaketi’ verildi.</p>
<p>Organize suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla DGM’de yargılanan Sedat Peker, ‘Turan’ fikrine dayanan ve dünyadaki tüm Türkleri sanal ortamda bir araya getirmeyi amaçlayan internet sitesi kurdu. ‘ozturkler.com’ adını taşıyan sitenin tanıtımı İstanbul Hilton Oteli Convention-Exhibition Center’de önceki akşam yapıldı. Tanıtım broşürlerinde ‘Oğuz Kağan’dan bu yana Türk milletinin ideali Kızıl Elma, bunun gerçekleşme şekli ise Turan’dır’ ifadesinin yer aldığı internet sitesinin tanıtım gecesine, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli orgeneral Muhittin Fisunoğlu, emekli tuğgeneral Veli Küçük, Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, eski bakanlar, işadamları ve çok sayıda sanatçı katıldı.</p>
<p>ESKİ KARA KUVVETLERİ KOMUTANI</p>
<p>Tanıtım gecesi, İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından Mehteran bölüğünün konseri ile saat 20.00’de başladı. Aynı zamanda Trabzonspor’un eski yöneticilerinden olan Kara Kuvvetleri eski Komutanı emekli Orgeneral Muhittin Fisunoğlu, eski bakan ve eski Trabzonspor Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ve Trabzonspor eski yöneticilerinden Atilla Yıldırım’la aynı masayı paylaştı.</p>
<p>KÜÇÜK’TEN AB KONUŞMASI</p>
<p>Geceye katılanlardan adı Susurluk soruşturmasında geçen emekli tuğgeneral Veli Küçük, bir de konuşma yaptı. Küçük, globalleşmeye ve Avrupa Birliği’ne karşı olmadıklarını belirtti, ‘Ancak onurluca girmek istiyoruz, şereflice gireceğiz. Gidip kapılarında yalvarmayacağız. Yalvarmadan gireceğiz’ dedi.</p>
<p>AB’nin gerekli olduğunu söyleyen Küçük, ‘Ama asıl birlik, asil Türk milletinin 300 milyonluk Türk birliğidir. Bu birlik mutlaka teessüs edecektir. Asil Türk milletinin yolu Tanrıdağları’ndan, Ergenekon’dan geçecek’ diye konuştu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/sedat-pekerin-hayati-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Alemdar Yalçın Biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/alemdar-yalcin-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/alemdar-yalcin-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 09:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyasetciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Alemdar Yalçın Biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DSP’de sürpriz başkan Prof. Alemdar Yalçın</p>
<p>DSP’de Genel Başkan adayını belirlemek için dün kurucu genel başkanı Rahşan Ecevit’in evinde 25 il başkanı ile düzenlenen toplantıdan çıkan sürpriz isim, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alemdar Yalçın oldu.</p>
<p>Bir grup il başkanının önerdiği Yalçın için Rahşan Ecevit de &#8220;Sevdiğim, güvendiğim bir isim. İtirazım yok&#8221; dedi. Prof. Yalçın’ın, bugün basın açıklamasıyla adaylığını kamuoyuna açıklaması bekleniyor. &#8220;Ulusal Danışmanlar Kurulu&#8221; üyesi olan Yalçın, Ecevit’in Başbakanlığı döneminde de Alevilikle ilgili çalışmalarıyla kendisine destek vermişti. Ecevit’in isteğiyle Toplumsal Kalkınma Projeleri Merkezi’ni kuran yalçın, Ecevit’in arşivinin düzenlenmesi çalışmalarına da katıldı. 17 Mayıs’ta yapılacak olağanüstü kurultayda genel başkanlık için Yalçın, eski bakanlar Masum Türker ve Tayfun İçli ile Parti Meclisi üyesi Serdar Savaş ile yarışacak. Kulislerde Zeki Sezer’in de yeniden aday olabileceği de konuşuluyor.<br />
<span id="more-347"></span> Şehriban OĞHAN<br />
Hürriyet 6 Mayıs 2009</p>
<p>KENDİ DİLİNDEN ALEMDAR YALÇIN’IN BİYOGRAFİSİ</p>
<p>1950 yılında Kayseri&#8217;de doğdum. İlk ve orta öğrenimini bu ilde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nü bitirdim. Edirne Erkek Öğretmen Okulu ve Kırıkkale Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra 1979 yılında Gazi Yüksek Öğretmen Okulu&#8217;na atandım. 1977&#8242;de &#8220;1920/1928 Yılları Arasında Yazılan Romanlarda Batılı İtikatlar ve Boş Taassup&#8221; isimli yüksek lisans tezimi, 1982 yılında &#8220;İkinci Meşrutiyet Tiyatrosu&#8217;nda İçtimâî Meseleler&#8221; isimli doktora tezimi tamamladım.</p>
<p>1984 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü&#8217;ne yardımcı doçent olarak atandım. 1986 yılında Rotterdam Eğitim Fakültesi&#8217;nde öğretim üyesi olarak çalıştım. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı ve Radyo Televizyon Bölüm Başkanı olarak görev yaptım. Aynı yıl içinde UNESCO Milli Komitesi üyeliğinde bulundum.</p>
<p>1989&#8242;da Bağdat Üniversitesi Diller Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştım. Bu sırada İngiltere’de Eastbourne’de dil ve eğitim çalışmalarına katıldım. (Haziran/Eylül 1990)</p>
<p>Birinci Körfez Harekatı öncesi 1991&#8242;de geri dönerek Basın Yayın Yüksek Okulu&#8217;ndaki müdür yardımcılığı görevime devam ettim. 1991&#8242;de bu görevimden ayrılıp Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü&#8217;ndeki görevime döndüm ve aynı yıl doçent oldum.</p>
<p>2006 - Şubat 2008 arası Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektör yardımcılığı ve Fen Edebiyat Fakültesi dekanlığı ve 2006 - Temmuz 2008 arası ise Türkiye Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Merkezi(TÜBİKAM) Başkanlığı görevlerini yürüttüm. Halen Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyeliğine devam etmekteyim.</p>
<p>ESERLERİ<br />
1.Benim Devletim: Timur ve Cengiz Yasaları Doğu Devlet Yapılarına Giriş (1974).<br />
2.Istılahat-ı Edebiyye<br />
Muallim Naci /Alemdar Yalçın (1982).<br />
3.Tiyatro (1986)<br />
4.Çağdaş İnsan ve Edebiyat<br />
Bu kitap, düşkünlüklerimizin ve üstünlüklerimizin yine insanın iç dünyasından başladığını, bütün insanlığı başarıya ve mutluluğa götürebildiği gibi acılarla dolu bir düşkünlüğün yok edebildiğini anlatır.<br />
Çağdaş İnsan ve Edebiyat, geçmişin yanlışlıklarına bakarak doğruları bulmamız gerektiğini söylemeye çalışan bir kitaptır.</p>
<p>5.Türkçe Öğreniyorum: 1-2-3<br />
(Kültür Bakanlığı Yay.)<br />
Yurtdışındaki Türk Çocukları İçin Türkiye’yi Tanıtıcı İngilizce Çocuk Kitapları Serisi (Kültür Bakanlığı Yay.) - (Editör olarak)<br />
6.Resimli, Uygulamalı Türkçe-İngilizce Sözlük<br />
(Editör olarak / Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. -Ankara, 1988)<br />
Bu eser, özellikle yurt dışındaki ve İngilizce konuşulan ülkelerdeki Türk çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hazırlanmıştır.<br />
7.İkinci Meşrutiyette Tiyatro Edebiyatı Tarihi<br />
1. Baskı: 1984 2. Baskı: 2002 (Akçağ Yay.)<br />
8.Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı - 1920-1946<br />
1. Baskı: 1991, 2. Baskı: 1996, 3. Baskı: 1997, 4. Baskı: 1999 (Günce Yay.) - 5. Baskı: 2002 (Akçağ Yay.)<br />
Tanzimat&#8217;tan günümüze Türk romanına sosyal ve siyasal değişmeler açısından bilimsel olarak toplu bir bakış yapılmamıştır. Oysa özellikle Fransa&#8217;da ve diğer batı ülkelerinde artık roman sanatının ülkenin sosyal değişmesinin nabzını tuttuğu kabul edilmekte ve üzerinde disiplinler arası çalışmalar yapılmaktadır.<br />
Bu kitap 1920-1946 yılları arasında Türk romanına işte bu açılardan bakan bir çalışmadır.<br />
9.Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Çağdaş Türk Romanı<br />
(1946-2000)<br />
1. Baskı: 2004 Akçağ Yay.<br />
Bu kitap, çok partili demokratik düzene geçişten (1946) yeni milenyumun başına kadar çağdaş Türk romanları ve romancılarını, yeni eleştiri yöntemleri ve yeni bilimsel yaklaşımlar çerçevesinde yapılmış bir değerlendirme çalışmasıdır. Son 54 yıl içerisinde yazılan ve adından söz ettiren birçok roman tematik bir tasnifle ele alınmış ve değerlendirilmiştir.<br />
“Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı (1923-1946)” isimli çalışmanın farklı bir yöntemle oluşturulan devamı niteliğindeki bu kitap, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak ülkemizin sosyal ve siyasal koşullarına bağlı gelişmelerin romana, romanın bu gelişmelere yaptığı katkıyı ortaya koymaya çalışmaktadır.</p>
<p>- Kırşehir Eğitim Fakültesi, Ders Kitabı Olarak Okutulmaktadır.<br />
- Afyon Kocatepe Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Ders Kitabı Olarak Okutulmaktadır.<br />
10.Tiyatro ve Canlandırma (Gıyasettin Aytaş’la Müşterek)<br />
1. Baskı: Eylül 2002 (Akçağ Yay.) 2. Baskı: Eylül 2003 (Akçağ Yay.)<br />
Bu kitap üniversiteleri eğitim fakültelerinde yeni bir alan olarak öğretmenlerin dramatizasyon bilgisine dayalı ders vermesi amacıyla Yüksek Öğretim Kurulu’nun hazırladığı eğitim programı esas alınarak hazırlanmıştır. Ancak bu kitap aynı zamanda orta dereceli okullardaki sosyal etkinliklerin tamamında öğretmen ve öğrencilere yardımcı olacak bilgileri içine aldığı gibi amatör üniversite topluluklarının çalışmalarına da ışık tutacaktır. Böylece ülkemizde bulandaki boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.<br />
11.Çocuk Edebiyatı (Gıyasettin Aytaş’la Müşterek)<br />
1. Baskı: Eylül 2002 (Akçağ Yay.) 2. Baskı: Eylül 2003 (Akçağ Yay.)<br />
Bu çalışma ülkemizde çocuk edebiyatı alanında uygulamalı ve teorik olarak çocuk, çocuk psikolojisi, çocuk gelişimi, edebiyat ve çocuk edebiyatı kavramlarının bir araya getirildiği, en son bilimsel gelişmeler ışığında hazırlanmıştır.</p>
<p>- Pamukkale Üniversitesi, Ders Kitabı Olarak<br />
- İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Çocuk Edebiyatı Dersi Ders Kitabı Olarak Okutulmaktadır.<br />
- TOBB Ekonomi ve Teknolojisi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi&#8217;nde Ders Kitabı Olarak Okutulmaktadır.<br />
12.Türkçe Öğretim Yöntemleri<br />
Dil eğitim ve öğretimi konusu birçok bakımdan yeni çağın en önemli konuları arasında yer almaktadır. Bu yüzden her yıl üzerinde binlerce yeni makale yazılmakta ve araştırmalar yapılmaktadır. Birçok alanda çalışan bilim adamlarının elde ettikleri yeni bulgular ise hızla eğitim öğretim yöntemlerine, kitaplara ve öğretmenlere aktarılarak eğitim içine sokulmaktadır.</p>
<p>- Univerzitetü Tuzli /University of Tuzla Filozofski Fakültet Ders Kitabı Olarak Okutulmaktadır.<br />
13.Anadolu Ezgisi<br />
1. Baskı: Nisan 1997 (Günce Yay.) 2. Baskı: Şubat 1998 (Günce Yay.)<br />
3. Baskı: Eylül 2002 (Akçağ Yay.)<br />
Bu eser, aydınlarımız ve sanatçılarımız arasında her geçen gün artan kavram kargaşası ve iletişim kopukluklarının temelini oluşturan bazı kavramları ele almakta ve ortak doğruları bulmayı amaçlamaktadır. Bir aydına düşen görev, içinde çıktığı toplumu kuşatan, onları hep güzelliklere yönlendiren doğruları bulmak ve yaymaktır.</p>
<p>MAKALELER<br />
1.Kâtip Çıkmazı, Fikir ve San’atta Hareket, Mart-Nisan, 1972, S. 75-76.<br />
2.Anna Karenina, Fikir ve San’atta Hareket, Haziran, 1972, S. 78<br />
3.Duvak, Türk Edebiyatı Dergisi, Temmuz, 1972, S. 7<br />
4.Tiyatromuz, Fikir ve San’atta Hareket, Aralık, 1972. S. 84<br />
5.Sevmek Varken, Türk Edebiyatı Dergisi, 1972, S. 18<br />
6.Düşünce Açısından Tiyatromuz, Yeni Sanat Dergisi, Nisan, 1974, S. 5<br />
7.Bağdat Hatun Güngür Dilmen ve Cengiz Yasası, Yeni Sanat, Mayıs, 1974, S. 6<br />
8.Bâkiler’in Şiirlerinde Mazi Fikri, Hisar Dergisi, Haziran, 1979, S. 262<br />
9.Muhsin Ertuğrul’un Ardından, Hisar Dergisi, Kasım, 1979, S. 264.<br />
10.Hisar Şairlerinin Otuz Yılı, Hisar Dergisi, Mayıs, 1980, S. 270<br />
11.Yeni Yayınlar-Kaybolmuş Günler, Hisar Dergisi, Aralık, 1980, S. 277<br />
12.Yeni Yayınlar, Düşman Kazanmak Sanatı, Hisar Dergisi, Ağustos, 1980, S. 273<br />
13.Yeni Yayınlar-Kaybolmuş Günler, Hisar Dergisi, Aralık, 1980, S. 277<br />
14.Yeni Yayınlar, Yakın Çağ Türk Kültür ve Edebiyatı Üzerine Araştırmalar II, Hisar Dergisi, Ekim, 1980, S. 275<br />
15.Bu Ayın Dergileri, Doğuş Edebiyat, Nisan, 1982, S. 25<br />
16.Edebiyatımızda Tenkit, Doğuş Edebiyat, Mayıs, 1982, S. 26<br />
17.Buhranın Kaynağında veya Acılarımızın Romanı, Doğuş Edebiyat, Aralık, 1982, S. 33<br />
18.Türk Edebiyatında Kadın Romancılar ve Emine Işınsu, Töre Dergisi, Aralık, 1982, S. 139<br />
19.1982 Roman, Doğuş Edebiyat, Ocak, 1983, S. 34<br />
20.O Kadar Yaklaştım Ki Pınarın Kaynağına, Doğuş Edebiyat, Mart, 1983, S. 12<br />
21.Yahya Akengin’in Şiirlerinde Hayal Unsurları, Doğuş Edebiyat, Mayıs, 1983, S. 38<br />
22.Zamanın Elinden Tutmak mı? Çağının Aynası Olmak mı?, Töre Dergisi, Eylül, 1983, S. 148<br />
23.Gökalp’i Anlamak, Töre Dergisi, Ekim, 1983, S. 149<br />
24.Yahya Kemal’in Şiirlerinde Zaman Kavramı, Töre Dergisi, Kasım, 1983, S. 150<br />
25.Garipçiler ve Hisarcılar, Türk Edebiyatı Dergisi, Kasım, 1983, S. 121<br />
26.Genç Türk Sanatçısının Sorumlulukları, Töre Dergisi, Aralık, 1983, S. 151<br />
27.1860-1918 Arası Bazı Oyunlar Hakkında Bilgi, Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, 1984<br />
28.Edebî Manada Tenkit&#8230;, Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, 1984<br />
29.1920-28 Yılları Arasında Basılan Türk Romanları, Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, 1984<br />
30.Yorgun Savaşçı’nın TRT Macerası, Töre Dergisi, Şubat, 1984, S. 153<br />
31.M.Âkif Ersoy’un TBMM’ndeki Faaliyetleri İle Alâkalı Bazı Yeni Bilgiler, Türk Edebiyatı Dergisi, Mart, 1984, S. 125<br />
32.Türk Romanında Şehirleşme, Töre Dergisi, Mart, 1984, S. 154<br />
33.Romandan Televizyona Küçük Ağa, Töre Dergisi, Mart, 1984, S. 156<br />
34.Türk Kültürü’nden Yahya Kemal’e, Türk Edebiyatı Dergisi, Mart, 1984, S. 125<br />
35.Dilde Birlik Gönülde Birlik, Türk Edebiyatı Dergisi, Eylül, 1984, S. 131<br />
36.Zamanın Elinden Tutmak Üzerine Bir Soruşturma, Bizim Ocak, Mayıs, 1985<br />
37.Türk Edebiyatı’nda Teorik ve Pratik Olarak Tenkid Yoktur!, Doğuş Edebiyat Dergisi, Mayıs 1985, S. 29.<br />
38.Destanlarımızdan Örnekler, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Ağustos, 1985, S. 6<br />
39.Cumhuriyetin İlk Yıllarında Eğitim Durumumuz, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Eylül, 1985, S. 7<br />
40.1984’de Roman, Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, 1985<br />
41.Şıpka Kahramanı Süleyman Paşa’nın Savunması, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Ocak, 1986, S.11<br />
42.İzmir’in İşgali Hatıraları, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Haziran, 1986, S. 16<br />
43.İstiklâl Marşımızın Kabulü Üzerine, Türk Edebiyatı Dergisi, Mart, 1988<br />
44.Vatan Düşüncesinin Yapıtaşları ve Hemşehrilik Duygusu, Yâren Meclisi, Ocak, 1993, S. 1<br />
45.Hacı Bektaş Veli ve Günümüz, Birlik ve Dirlik, Haziran, 1994, S. 1.<br />
46.Yaşadığımız Topraklar Tekin Değil, Ayyıldız, Ocak, 1995, S. 3<br />
47.Transkafkasya veya Kıpçak Bozkırlarının Kilidi Çeçenistan, Ayyıldız, Şubat, 1995, S. 4<br />
48.Türkiye’nin Yumuşak Karnındaki Bıçak Kuzey Irak, Ayyıldız, Mart, 1995, S. 5<br />
49.Bir Yolculuğa Çıkmalıyız, Ayyıldız, Nisan, 1995, S. 6<br />
50.Siz Uyanmazsanız Sizi Acı Bir Yok Oluş İçin Uyandıracaklar, Ayyıldız, Mayıs, 1995, S. 7<br />
51.Kaçın ve Saklanın Ey İnsanlar, Ayyıldız, Haziran, 1995, S. 8<br />
52.Sisler, Buğular ve Tütsüler Ülkesinde Yol Bulmak, Ayyıldız, Kasım-Aralık, 1995, S. 13-14<br />
53.Yine İnsan, Toprak İlişkisi Üzerine, Ayyıldız, Şubat, 1996, S. 16<br />
54.Aç Kapıyı Biz Geldik, Ayyıldız, Mart, 1996, S. 17<br />
55.Anadolu’yu İyi Tanımalıyız, Ayyıldız, Nisan, 1996, S. 18<br />
56.Ey Unutulmak, Sen İnsanoğlu İçin Ne Büyük Bir Cezasın!, Ayyıldız, Mayıs, 1996, S. 19<br />
57.Türkçe Ders Kitaplarının Plânlanması ve Yazılması, Türk Yurdu, Temmuz, 1996, S. 107<br />
58.Otuz Ağustos’tan Yeni Bir Türk Medeniyetine Doğru, Ayyıldız, Ağustos, 1996, S. 22<br />
59.Çeçenistan&#8230; Çeçenistan&#8230;, Ayyıldız, Eylül, 1996, S. 23<br />
60.Kuzey Irak Düğümü, Ayyıldız, Ekim, 1996, S. 24<br />
61.Serinliğin ve Sağlığın Kaynağı Yayla, Akdeniz Maki, 1996, S. 4<br />
62.Ey Vatan Toprağı! “Sen, Seni Sevenlerin Mezarı Değilsin&#8230;”, Diyalog, 1996, S. 1<br />
63.Din ve Ordu, Ayyıldız, Ocak, 1997, S. 27<br />
64.İç Dünyamızın Tuzaklarından Kurtulmak, Son Duvar, Mart, 1997, S. 1<br />
65.Yeni Bir Çağa Yeni Bir Geleceğe Doğru, Son Duvar, Mayıs, 1997, S. 3<br />
66.Sıradan ve Sade İnsan&#8230; Özümüz Sensiz&#8230; , Ayyıldız, Mayıs, 1997, 31<br />
67.Türkçe Ders Kitaplarının Plânlanması ve Yazılması, Türk Yurdu, S. 107, Temmuz, 1996, s.24-27.<br />
68.Anadolu Seni Bir Türlü Tanıyamadık, Ayyıldız, Haziran, 1997, S. 32<br />
69.Ayağımızın Altını Boş Hissediyoruz, Bizim Anadolu, 8 Eylül 1997<br />
70.Biz Diyoruz ki, Bizim Anadolu, 15 Eylül 1997<br />
71.Gelin Ürettiğimiz Bilgiyi Doğru Sunalım, Bizim Anadolu, 22 Eylül 1997<br />
72.Edebiyatçılar Ülkedeki Aydınların Sözcüsüdür, Kurultay Gazetesi, 11 Ağustos 1997.<br />
73.Cumhuriyet Döneminde Türk Romanı, Yeni Türkiye Dergisi, Ankara 1998.<br />
74.Son Dönem Osmanlı Edebiyatında Fikir Hareketlerinin Etkisi, Yeni Türkiye Dergisi,<br />
75.Arnavutluk Notları, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 15, (s. 11-25), Ankara, Güz- 2000.<br />
76.Atatürk Etrafında Gelişen ve Değişen Anlayışlar, Türk Yurdu, Aralık 2000.<br />
77.Soruşturma: Türk Romanı, Türk Yurdu (Türk Romanı Özel Sayısı), S. 153-154<br />
78.Aydınlanma ve Dil, Türk Yurdu (Türkçeye Saygı Özel Sayısı), S. 162-163, Şubat-Mart 2001.<br />
79.Kargın Ocaklı Boyu İle İlgili Yeni Belgeler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 21, (s. 13-88), Ankara, Bahar- 2002.<br />
80.Baki Öz’ün Ardından, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 22, (s. 17-20), Ankara, Yaz-2002.<br />
81.Pehlivan Oymağına Ait Yeni Belgeler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 22, (s. 23-48), Ankara, Yaz-2002.<br />
82.Kureyşan Ocağı Hakkında Bazı Yeni Bilgiler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 23, (s. 9-26), Ankara, Güz-2002.<br />
83.Kültür ve Dil İlişkisi Açısından Türkçe, Türkbilig Türkoloji Araştırmaları, Ankara, Nisan-2002 (3)<br />
84.Bulgaristan Gezisi, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 26 (s. 11-14), Ankara, Yaz-2003.<br />
85.Bir Ocağın Tarihi: Seyyid Hacı Ali Türâbî Ocağı’na Ait Yeni Bilgiler, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 26 (s. 83-120), Ankara, Yaz-2003.<br />
86.&#8221;Alevilik Sorunu Bilimsellikten Uzak Tartışılıyor&#8221;, Toplumsal Barış, Sayı: 3, İstanbul, Temmuz 2004<br />
87.“Yargıtaydaki Gelişmelere Bir Bakış”, Toplumsal Barış, Sayı: 6, İstanbul, Ekim 2004<br />
88.“Alevilik ve Azınlık Kavramı”, Toplumsal Barış, Sayı: 11, İstanbul, Mart 2005<br />
89.“Bir Edebiyat ve Düşünce Adamı Olarak Attilâ İlhan”, Türk Turdu, cilt:25, s: 219, Kasım 2005<br />
90.“21. Yüzyılda Yeni Gelişmelerin Eğitime Yansıması”, Öğretmen Dünyası, Sayı: 316, Nisan 2006 Ankara<br />
91.“Eski Dönemlerden Anadolu&#8217;ya Türk Sosyal Dayanışma Kurumları”, Türkler / 3. İlkçağ, s.107-122</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/alemdar-yalcin-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ertuğrul Gazi &#8216;nin biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/ertugrul-gazi-nin-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/ertugrul-gazi-nin-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 12:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Osmanlı Padişahları]]></category>

		<category><![CDATA[Ertuğrul gazi]]></category>

		<category><![CDATA[kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Ertuğrul Gazi 'nin biyografisi, Ertuğrul Gazi 'nin özgeçmişi, Ertuğrul Gazi kimdir, Ertuğrul Gazi 'nin hayatı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzinin babası. Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan Süleyman Şahın oğludur. Cengiz’in İslâm memleketini talan ettiği sırada babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabîlesiyle berâber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ’yı geçip, Oğuzların yoğun olduğu Ard havzasına gelmişti. 1220’lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Karakum Gölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat’a ulaşmıştı. Moğol ateşinin Doğu Anadolu’yu da sarması üzerine kabîlesine daha uygun bir yer arayan Süleyman Şah, Rakka civarında Ca’ber Kalesi yakınında Fırat Nehrinden geçerken boğuldu.</p>
<p>Babalarının vefâtından sonra, Ertuğrul Gâzi kabîleye reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine tâbi kabîle mensuplarıyla berâber Ahlat’a geri döndüler. Ertuğrul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Beyle berâber batıya hareket etti.<br />
<span id="more-342"></span>Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gâzi gâlip gelmelerini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdârı bulunan Sultan Alâeddîn, Ertuğrul Gâziye iltifât ederek hil’at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karadağlar mıntıkasını ıktâ olarak verdi (1230). Ertuğrul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, oğlu Savcı Beyi Konya’ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Söğüt ve Domaniç’e yerleşti. O civarlarda oturan Afşar (yâhut Alişar) ve Çavdar aşîretlerinin etrâfa verdikleri zararlara mâni oldu. Hıristiyan tekfûrlarla da iyi geçinmeye dikkat etti. Adâleti, halka olan iyi muâmele ve yardımları o kadar çoktu ki, Hıristiyan tebaa bile kendisini sevip sayıyordu. Ertuğrul Gâzinin günden güne kuvvetlenmesi Karacahisar tekfûrunu kendisine cephe almaya yöneltti. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzi Konya’ya giderek Sultan Alâeddîn’i bu hisarın fethine teşvik etti ve berâberce gelerek Karacahisar’ı kuşattılar. Moğolların Konya Ereğlisi’ni kuşatması üzerine, Sultan Alâeddîn geri döndü. Ancak Ertuğrul Gâzi muhâsaraya devâm etti. Bir müddet sonra kaleyi fetheden Ertuğrul Gâzi, tekfûru ve diğer esirleri kardeşi Dündar Gâzi ile birlikte Konya’ya Sultan’a gönderdi.</p>
<p>Ertuğrul Gâzi, Selçuklu Sultânı Alâeddîn’in vefâtına kadar altı sene etrâfın fethi ve İslâmiyetin yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultânın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Söğüt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşındayken Söğüt’te vefât ederek oraya defnedildi.</p>
<p>Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertuğrul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre ettiği bölgede Hıristiyanlara da İslâmiyeti sevdirdi.</p>
<p>Ertuğrul Gâzinin ölümünden sonra, küçük oğlu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Beyin bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki, bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdetten sonra, bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/ertugrul-gazi-nin-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zeynep Sağdaş biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/zeynep-saglam-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/zeynep-saglam-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 22:18:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sanatcılar]]></category>

		<category><![CDATA[Zeynep Sağdaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Zeynep Sağdaş biyografisi, Zeynep Sağdaş özgeçmişi, Zeynep Sağdaş kimdir, zeynep Sağdaş yarım kalanlara rağmen]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 / 11 / 1983 yilinda Ankara&#8217;da dogdu. Saint-Benoit Fransiz Lisesi&#8217;ni bitirdikten sonra, Bilgi Universitesi Sahne ve Gosteri Sanatlari Yonetimi Bolumu&#8217;ne girdi,halen ögrenimini sürdürmekte.<br />
Profesyonel olarak 15 yasindan beri sahneye cikan Zeynep Sagdas, Blues, Soul, R&amp;B, Rock, Pop gibi bir çok türde sarkilar söyledi.<br />
Overground müzik piyasasina girmesi ise 2002 senesinde Soner Arica’nin “Askla Oldu” adli Best Of ’ uyla oldu.<br />
Bu albümde Okan Bayülgen, Hakan Altun, Yasar gibi isimlerin yaninda duet sarkici olarak yer aldi.<br />
Bunu Akatay Project’in, Avrupanin bir çok ülkesinde piyasaya çikmis olan “Destbedest” adli albümünde Fransizca bir parça seslendirmesi izledi.<br />
Melih Kibar , Ercüment Vural ve Fuat Güner (MFÖ) gibi Türkçe müzigin önemli isimleriyle çalisti ve ayni zamanda birçok pop albümünde vokalist olarak yer aldi.<br />
<span id="more-337"></span>Alem fm, Radio Time ve Power Fm gibi radyolarin jingle’larini ve bir çok reklam müzigini seslendirdi. &#8220;Orada Neler Oluyor&#8221; adli Tv Programinin müziklerini yapti.<br />
Bunun disinda 2007 yazinda Radio Hitmix’te bir numaraya kadar çikan Acele Ask Araniyor adli bir single çalismasi oldu.<br />
Hakkinda paylasim siteleri ve forumlarda sayfalar acildi.<br />
Söz ve müzikleri kendine ait olan albumunun repertuarını hazırlamakta ve görüşmelerini sürdürmekte.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/zeynep-saglam-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nesimi Çimen&#8217;in Biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/nesimi-cimenin-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/nesimi-cimenin-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 07:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ozanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Nesimi]]></category>

		<category><![CDATA[Nesimi Çimen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Nesimi Çimen'in Biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cura nın Babası ve Son Ustası Nesimi Cimen</p>
<p>Nesimi Çimen (d. 1931 - ö. 2 Temmuz 1993), Alevi Bektaşi halk ozanı.</p>
<p>Aslen Tunceli hozat&#8217;lı olan Nesimi Çimen 1931 yılında Adana&#8217;nın Saimbeyli ilçesinde doğdu. Daha sonra tüm ailesiyle birlikte Kayseri&#8217;nin Sarız ilçesine yerleşti ve bir köy ağasının yanında maraba olarak çalışmaya başladı. Ağanın kızı Dilber&#8217;e aşık olunca, birlikte Kayseri&#8217;den kaçıp Elbistan&#8217;ın Sevdili Köyü&#8217;ne yerleştiler.[1] Anadolu Aleviliği&#8217;nin yoğun yaşandığı bu bölgede uzun süre kaldıktan sonra İstanbul&#8217;a taşındı. İşçi olarak Almanya&#8217;ya gitmek için çabaladı, fakat nefes darlığı olduğu için başaramadı ve ailesiyle beraber Osmaniye&#8217;nin Kadirli ilçesine göç etti. Bu dönemde yazar Yaşar Kemal ile tanıştı ve onun da yardımıyla bir fabrikada işe başladı.<br />
<span id="more-334"></span><br />
Greve çıkan işçilerin başına geçince işten altıldı ve ailesinin geçimini sağlamak için ozanlığa başladı. 1967 yılında Tunceli&#8217;de sergilenen bir Pir Sultan Abdal oyununda oynayan ve deyişler söyleyen Nesimi, salonda olay çıkınca gözaltına alındı ve bıyığının yarısı tek tek yolunmuş bir vaziyette serbest bırakıldı.[1] Ailesiyle birlikte Zeytinburnu&#8217;nda bir gecekonduya yerleşti. Evinde konaklayanlar arasında Yaşar Kemal, Atıf Yılmaz, İlhan Selçuk, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, Harun Karadeniz, Yılmaz Güney, Mahzuni Şerif, İhsani, Emekçi ve Ali Özgentürk gibi isimler vardı.</p>
<p>Küçük yaşta türkü derlemeleri yapan Nesimi, topladığı folklor değerlerini radyo arşivlerine kazandırdı. Hatayi, Pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek kendisini tanıttı. Nefeslerini, türkülerini bağlama ile değil, göğsünde taşıdığı cura eşliğinde söyledi ve cura çalmada ün kazandı. Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup söylemiştir.</p>
<p>2 Temmuz 1993 günü Sivas&#8217;ta, Madımak Oteli&#8217;nin yakıldığı ve 37 kişinin öldürüldüğü katliamda hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı&#8217;na defnedildi.</p>
<p>Balet ve müzisyen Mazlum Çimen&#8217;in babasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/nesimi-cimenin-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yusuf Hayaloğlu&#8217;nun biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/yusuf-hayaloglunun-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/yusuf-hayaloglunun-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 09:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şairler]]></category>

		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=329</guid>
		<description><![CDATA[Yusuf Hayaloğlu'nun biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HEM ŞAİR, HEM RESSAM, HEM DE MÜZİK ADAMIYDI AMA YILLARCA BEKLEDİ. EMEĞİNİN GERÇEK KARŞILIĞINI BULMASI İÇİN BEKLEDİ. BU BEDEL YÜKSEKTİ. ÇÜNKÜ BİR ŞEYİN DEĞERİ BEDELİYLE MENKULDÜ. VE O FİYAT VERİLDİ. SADECE DOKUZ ŞİİR İÇİN TAM 125 BİN DOLAR ALDI, KASETE OKUDU. ŞİMDİ KİTAP YOLDA..</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu’ndan bahsediyoruz. Onlarca sanatçının okuduğu &#8216;Dağlarda kar olsaydım&#8217; yada İbrahim Tatlıses’in meşhur &#8216;Nankör kedi&#8217; gibi türkülerinin yaratıcısı.. Veya &#8216;Yorgun Demokrat&#8217;ın, &#8216;Nazlıcan ve Bedirhan&#8217;ın, &#8216;Hani benim gençliğim&#8217;in, &#8216;Bir acayip adam&#8217;ın ve yüzlercesinin şairi&#8230; Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya sap olamayanları yazıyor. Yusuf Hayaloğlu, hayata bakışını, neden bu kadar beklediğini, şiirlerinin arkasındaki bilinmeyen dünyasını İMEDYA’ya anlattı.</p>
<p>Pazar günü ikindi vakti Cihangir’de bir apartmanın giriş katındaki küçük dairesinin kapısını çaldığımızda, tatlı gülümsemesiyle karşıladı bizi. Tek başınaydı. Ne bir koruması, nede menejeri vardı yanında. Önce vakti geldiği için arka taraftaki şirin bahçesini suladı, sonra soğuk bir şeyler ikram etti, ardından marlborosunu yaktı ve başladık sohbete.</p>
<p>17-18 yaşlarına kadar amaçsız ve bir o kadar haşarı geçen gençliğini anlattı önce. Kendisini hiç inşa etmemiş bir insandı. Ardından gelen yoğun bir araştırma öğrenme dönemi.. Ama ne araştırma.. Kur’an’dan Marksizm’e, Maosizm’e, Budizm’den Freud’a kadar bütün felsefeler ve dogmalar.. &#8221;Kendime bir iç şemşiye aradım. Bunu buluncaya kadar hiçbir örgüte, partiye, derneğe girmedim.&#8221; diyor Yusuf Hayaloğlu:</p>
<p><span id="more-329"></span>&#8221;Bütün bu felsefelerin hayatı tam açıklamadığını ve zorlandığını gördüm. Teori, pratiği belirlemeye çalışıyordu ama pratik buna direniyordu. Bunun nedenini araştırdım ve doğanın şaşmaz dengesinde, kusursuzluğunda buldum. Doğaya aykırı hiçbirşey mümkün değil. Değiştirmek mümkün değil. Pratikte ne ise onu anlamalısın. Onu zorlayarak değiştiremezsin. Onu, o pratiğin içindeyken değiştirebilirsin. Dışardan ahkam keserek değiştiremezsin. Birden iç şemsiyeyi buldum ve natüralist olmaya karar verdim.&#8221;</p>
<p>İşte bugünkü Yusuf’u böyle yakalamış: &#8221;Şu anda bir uçaktan dünyayı seyreder gibiyim. Ordan tel örgüler gözükmüyor. Yukardan baktığın zaman, dev bir coğrafya.. İnsanlar karınca sürüsü gibi, evler kibrit kutusu gibi. Ayrılıkların anlamı olmadığını gördüm. Hepimiz doğanın parçasıyız. Olabildiğince sevmek, iyi yaşamak, ahlaklı, erdemli olmak lazım.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu bir buçuk sene önce ilk şiir albümü ‘Ah Ulan Rıza’yı çıkardı. Ardından geçtiğimiz günlerde ikincisi geldi, &#8216;Bir Acayip Adam&#8217;:</p>
<p>Hayaloğlu, ilk albümün dinleyicilere biraz ağır geldiğini, şimdi ise daha basit, anlaşılır şiirler seçtiğini söylüyor. Türkiye’de sadece kendisine mahsus özelliği ise kendi şiirlerini okuması, onlara besteler yapması. Yani herşeyiyle kendine ait, bir anlamda ‘Sesli kitap’..</p>
<p>Ama sırada yazılı kitap da var. Şimdiye kadar hiç kitabı olmamış. &#8221;Artık zamanı geldi&#8221; diyor. &#8221;Neden?&#8221; sorusuna şu ilginç ve bir o kadar düşündürücü cevabı veriyor:</p>
<p>&#8221;Albümü yapmaya zorlayan koşullar şöyle gelişti. Ben kendi kârımı düşündüm. Onun için geç kaldı. Materyalist anlamda değil. Mantığım şu: ‘Benim emeğim para etmeyecek kadar basitse, o zaman sende benim kasetimi yapma.’ Bu bedel yükseldi, tatmin edici bir noktaya gelince, ‘tamam’ dedim. Kitapta da aynısını yapıyorum. Şiir kasetinde Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yüksek şiir telifini alan insanım. 125 bin dolar aldım 9 şiir için.. Tek şiir 13-14 bin dolar yapıyor. Bu bir övünme değil. Bu şu demek: Bir şeyin değeri bedeliyle menkuldür. Sen bir şeye çok büyük değer biçebilirsin ama bakalım o parayı veren var mı? Şimdi onu kanıtladım ben. Benim şiirimin kaç para ettiğini kanıtladım . Aynı şeyi kitapta da yapıyorum. Ve Türkiye’de gelmiş geçmiş, ölmüş veya yaşayan insanların alıp alacağı en yüksek telifi iki üç puan yüksek alıyorum. Bu yakında da çıkacak.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu kendi deyimiyle halk şiiri yapıyor. İşte ilk albümüne isim veren ‘Ah Ulan Rıza’dan bir pasaj:</p>
<p>Neden hala gelmedi<br />
Yoksa saatimi şaşırdı bu hıyar<br />
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından birine sorar<br />
Cebimde bir lira desen yok<br />
Madara olduk meyhaneye<br />
Ah eşek kafam benim<br />
Nasıl da güvendim bu hergeleye<br />
Gelse balığa çıkacaktık<br />
Ne çekersek kızartıp<br />
Bir kilo rakıyla yutacaktık.<br />
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük<br />
Arkadaşlar ısrar etti<br />
Biz de iyi olur bize uyar diye düşündük.<br />
&#8230;</p>
<p>Böyle devam edip giden ve Hayaloğlu’nun yorumuyla insanın tüylerini diken diken eden bir şiir ‘Ah Ulan Rıza’&#8230;</p>
<p>Halk şiirini şöyle savunuyor şair:</p>
<p>&#8221;Halk şiiri yapmanın zararı yok. Ne diyorlarsa desinler. Ben halkı seviyorum. Yani natürel, avam yaşamayı seviyorum. Kültürüm de bu, sokaktan gelmeyim. Bunu da inkar etmiyorum. Zamanında kolej muadili okudum, akademi okudum, batı kültürü okudum, Şekspir, Marks okudum. Yani sonuçta hiçbirşey değil, hiçbiryere varamıyorsun. Yani gelip geleceğin nokta bir kara toprak derler ya. Neticede halkın denizine giriyorsun. O denize girdiğin zamanda tertemiz oluyorsun, mis gibi oluyorsun. Bunda ne zarar var. Başta biraz zorlayarak oldu. Şimdi tamamen hazmettim. Geldiğim yere geri döndüm. Ordan gelmiştim. Başka yere uçtuk, bir marifetmiş gibi. Sanatçılara da onu tavsiye diyorum. Şatolarından çıksınlar. Kozalarından çıksınlar. Halkın içine karışsınlar. İki tane entel barda oturup kendi kendilerine sanat yapıyorlar. Kendi kendilerine şiir okuyor, kendi kendilerine ödül veriyorlar. Kendi kendilerine dergi çıkartıyorlar. Kitap çıkarıyorlar. 1500 tane basıyorlar, onu da eşe dosta hediye ediyorlar. Gelsinler halkın denizinde yıkansınlar, arınsınlar biraz.&#8221;</p>
<p>Yusuf Hayaloğlu bu konuda çok dolu. Mesele ‘türkü’ye geliyor:</p>
<p>&#8221;Türkü hayatın bizatihi kendisi. Halkın kendisini ifade ettiği sözlü müzikli bir durum. Bazı TV kanallarında türkü yasak. RTÜK’ten dolayı sabahın 5’ine koyuyorlar. Gazete çıkarıyorsun, halkın kültürüyle alakası yok. Sanat sayfası yapıyorsun. Tam sayfa caz. Tam sayfa bilmem ne. Bunların ne alakası var bizim kültürümüzle. Ondan sonrada ‘niye halk okumuyor’ diye soruyorlar. Halk yok ki yayınlarda. Türkü dinlemeyen halkı bilemez. Türkü bin yıllardır var, ortaasyadan akıp geliyor. Nerelerde konaklamış. Nereleri dolaşmış ve gelmiş Anadolu’nun bağrında akıyor. Sen bu ırmağı görmezden geldiğin zaman, zaten hiçbir yerini kavrayamazsın. Ezilenleri, altta kalanları, tutunamayanları bir baltaya sap olamayanları seviyorum. Onlar bana hoş geliyor. Halin vaktin yerinde hiçbir problemin yok, neyini yazacağım ben senin yani. İyi durumdaki bir adamın, herşey çok güzel demesinden sıkılıyorum. Sanatçının ekmeği burada, hayatın çelişkilerinden mağduriyetlerinden çıkar.&#8221;</p>
<p>Hayaloğlu halkın içinde olunca, bir o kadarda siyaset ve ekonomiyle ilgili. Ve yaptığı şu yorum bugünkü sosyal bunalıma felsefik bir pencere açıyor:</p>
<p>&#8221;Çok çalkantılı dönemler yaşadım, ekonomik yönden&#8230; Ama halkı bu kadar umutsuz, mutsuz hiç görmemiştim. Yarına dair hiçbir umut kalmamış. Bu, en büyük uçurum, en büyük reaksiyon&#8230; Nasıl sosyal bir patlama olmuyor inanamıyorum. Bu korkunç bir tevekkül, korkunç bir sabır. Allah sabır versin. Ama insanlar artık akıllandı. Vatan, millet nutukları ekonomiyi açıklamıyor. Halk, &#8216;Sen bunları derken benim cebimdekini götüyorsan, lanet olsun&#8217; diyor. Halk bunu görmüş artık. Herkesin elinin kendi cebinde olduğunu görmüş. Komünizm niye çöktü? Herşeyin devletin olmasından ve devletin içinde devletten palazlanan insanlardan dolayı çöktü. İnsan mutsuzsa hiçbir ideoloji onu etkilemez. Bir çocuğun karnı açsa sen ona dünyanın en güzel masalını da anlatsan o çocuk ağlar. Karnı tok olan, masallar arasında tercih yapar. Çocuğun karnı aç. Halkın karnı aç, ne masal anlatırsan anlat. O yüzden halk tercihlerini de ideolojik olarak yapmıyor. Halk kimde ekmek olacağını sanıyorsa ona sarılıyor. Ama denize düşen yılana sarılır.&#8221;</p>
<p>Hayaloğlu ile sohbet çok tatlı, çok uzun.. Ve buraya sadece küçük bir bölümünü alabildik. İki saatten fazla kaldığmıız o küçük, şirin dairesinden bir daha görüşmek üzere, fakat bu defa diğer kaseti beklemeden buluşmak üzere ayrılıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/yusuf-hayaloglunun-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kemal Kılıçdaroğlu kimdir?</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/kemal-kilicdaroglu-kimdir.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/kemal-kilicdaroglu-kimdir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 10:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyasetciler]]></category>

		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu kimdir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1948 yılında Tunceli&#8217;de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu&#8217;nun çeşitli il ve ilçelerinde tamamladı. 1971 yılında Ankara iktisadi ve Ticari ilimler Akademisinden mezun oldu.</p>
<p>Aynı yıl hesap uzman yardımcılığı sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı&#8217;na girdi. Hesap uzmanı olduktan sonra, bir yıl süre ile Fransa&#8217; da kaldı. 1983 yılına kadar hesap uzmanlığı görevini sürdüren Kılıçdaroğlu, 1983 yılında Gelirler Genel Müdürlüğü&#8217;ne daire başkanı olarak atandı. Daha sonra aynı Genel Müdürlükte, genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı.</p>
<p>1991 yılında, Bağ-Kur, 1992 yılında da SSK Genel Müdürlüğü&#8217;ne atandı. Kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında müsteşar yardımcılığı da yapan Kılıçdaroğlu, Ocak 1999 ayında kendi isteği ile SSK Genel Müdürlüğü&#8217;nden emekli oldu.</p>
<p>8. Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında, &#8220;Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu&#8221; Başkanlığını yaptı.<br />
<span id="more-325"></span></p>
<p>Hacettepe Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Türkiye iş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundu. Halen istanbul Milletvekilliği görevini yürütmektedir.</p>
<p>1994 yılında &#8220;Ekonomik Trend Dergisi&#8217;nce konusunda yılın bürokratı seçildi.</p>
<p>Evli ve üç çocuklu olan Kılıçdaroğlu&#8217;nun yayınlanmış üç kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır.</p>
<p>2009 Türkiye Cumhuriyeti Yerel Seçimleri&#8217;ne Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak katılacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/kemal-kilicdaroglu-kimdir.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Behçet Oktayın biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/behcet-oktayin-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/behcet-oktayin-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 10:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Devlet Adamları]]></category>

		<category><![CDATA[Behçet oktay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Behçet Oktayın biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malatya-Hekimhan&#8217;da 1957&#8242;de doğan Oktay, ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1975 yılında polis kolejinden, 1978 yılında da Polis Akademisi&#8217;nden mezun oldu. Erzincan, Kars, İstanbul, Afyonkarahisar ve Bingöl&#8217;de görev yapan Oktay, 23. Dönem Özel Harekat Kursunu başarıyla tamamlamasının ardından 1994-1997 yıllarında Diyarbakır&#8217;da görev yaptı.</p>
<p>1997 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı görevine atanan Oktay, evli ve biri kız üç çocuk babasıydı.</p>
<p>Görevi esnasında çok sayıda taltif ve takdirname alan Oktay, Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası sahibiydi.</p>
<p>İntihar girişiminde bulunan Behçet Oktay, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/behcet-oktayin-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gazeteci Adem yavuz kimdir</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/gazeteci-adem-yavuz-kimdir.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/gazeteci-adem-yavuz-kimdir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 21:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gazeteci]]></category>

		<category><![CDATA[Gazeteci Adem yavuz kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Gazeteci adem yavuz, adem yavuz kimdir, adem yavuz un biyografisi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ADEM YAVUZ (1943-1974)</p>
<p>1943 yılında Sivas ilinin Hafik ilçesine bağlı Çınarlı köyünde doğdu.Babası Osman,annesi ELİF YAVUZ’dur. İlkokulu Çınarlı’da tamamlayan Adem YAVUZ,orta ve liseyi İstanbul’da bitirdi.<br />
<span id="more-322"></span>Ankara Sosyal Bililimler Fakültesi’nde ögrenimine devam ederken Günaydın Gazetesi’nde Ankara Muhabiri olarak gazeteciliğe başladı.Adem YAVUZ 1968 yılında TRTAnkara Televizyonu’nda bir süre çalıştıktan sonra 1Eylül 1969 tarihinde mesleğe ANKA Ajansı’nda devam etmiştir.   1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda Anadolu Ajansı (ANKA) Muhabiri iken Kıbrıs’a gitti. Orada Rumlar tarafından tutsak edildi ve gözleri bağlıyken ateşdilerek,yaralandı. YAVUZ, 26Ağustos 1974’te Adana Tıp Fakültesi Hastanesi’nde vefat etti.   İstanbul Gazeteciler Cemiyeti tarafından Çınarlı’da yaptırılan anıt mezara defnedildi. Adem YAVUZ adı birçok ilimizde okul,kurum,mahalle ve caddelere isim olarak verilmiştir.</p>
<p>Adem Yavuz / Anka Ajansı (Kıbrıs 27 Ağustos 1974)</p>
<p>Kıbrıs harekatını takip eden Adem Yavuz &#8216;un 14 Ağustos 1974 günü gazeteci arkadaşı Ergin Konuksever ile birlikte Rum kesiminde kılavuz şoförlerinin yanlış yola girmesi nedeni ile araçlarının önü RUM tedhiş örgütü EOKA militanları tarafından kesilerek makineli tüfeklerle taranmıştır.Saldırı da Ergin Konuksever omzundan yaralanmış, Adem Yavuz ise hayatını kaybetmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/gazeteci-adem-yavuz-kimdir.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İzzet Baysal Biyografisi</title>
		<link>http://www.ozgecmisi.com/izzet-baysal-biyografisi.html/</link>
		<comments>http://www.ozgecmisi.com/izzet-baysal-biyografisi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 10:50:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İş Adamları]]></category>

		<category><![CDATA[İzzet Baysal Biyografisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozgecmisi.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[İzzet Baysal Biyografisi, İzzet Baysal Hayatı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>M. İzzet Baysal 1907 yılında Bolu&#8217;da dünyaya geldi. Babası Rüştiye mektebi mezunu Memur Ahmet Canip Efendi, annesi Bolu&#8217;nun Alpagut köyünden Hafız Behiye hanımdır. Ailenin dört çocuğu oldu, en küçükleri İzzetti.</p>
<p>İlk ve Orta Öğrenimini Bolu&#8217;da tamamladı. Yükseköğrenimini İstanbul&#8217;da Mekteb-i Sultan-i Nefise ( bu gün Mimar Sinan Üniversitesi)&#8217;nde yaptı. Babasını 1927 yılında kaybettmesi üzerine, zorlu bir eğitim süreci geçirir, bir yandan çalışıp bir yandan okulunu tamamlar, 1931 yılında Mimar olarak mezun olur.<br />
<span id="more-319"></span><br />
Memuriyet hayatına Bolu Nafia ( Bayındırlık) müdürlüğünde mimar olarak başlayan İzzet Baysal 1932 yılında bir kaç arkadaşı ile birlikte Gerede ilçesinin imar planını yaptı.</p>
<p>Daha sonra Ankara&#8217;da Milli Müdafaa Vekaleti Hava Müşteşarlığında mimar olarak çalışmaya başladı. Bu sırada Eskişehir Hava meydanı inşaatının koordinatörlüğünü yaptı.</p>
<p>1934 yılında bu görevinden istifa ederek, Eskişehir Belediyesi&#8217;nde Fen İşleri Şefi olarak göreve başdı. Aynı yıl Eskişehir lisesinde Coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Çanakkale&#8217;li Refika Pınar ile evlendi.</p>
<p>1936 yılında Ankara&#8217;da serbest olarak çalışmaya başladı. Ankara&#8217;da Azerbeycan temsilcisi Sadri Maksudi Aral&#8217;ın ve Medine Muhafızı Fahrettin Paşa&#8217;nın köşk projelerini yaptı. 1939 yılında Afyon&#8217;da askerliğini yapmaktadır.1942 yılında askerliğini tatamladı.</p>
<p>1942 yılında eşi Rekifa hanım vefat etti. Bunun üzerine İzzet Baysal, işini tasfiye edip, 1943 yılında İstanbul&#8217;a gitti ve Karaköy&#8217;de Perşembe pazarında sıhhi tesisat ve hırdavat üzerine çalışan bir mağazayı satın aldı. Aynı zamanda kapı kilitleri imali için küçük bir atölye kurdu.</p>
<p>1950 yılında özel teşebbüsün ilk Mekanize Döküm Fabrikasını kurdu. Bu fabrikanın fikri temelinde dükkanında sattığı &#8216;boru ekleme parçalarının&#8217; dışardan ithal edilmesine karşı duyduğu vatanseverlik hisleri egemendir. Bunun için iki kere Almanya&#8217;ya giderek konuyla ilgili teknolojiyi araştırmıştır.</p>
<p>Zor şartlarda kurduğu ve üretime geçirdiği fabrikasına yönelik ilk tepkiler hiç de hoş olmaz. Avrupa&#8217;da aynı üretimi yapan Kartel bu girişimi kösteklemek için elinden geleni yapar ve Türkiye&#8217;ye ithal ettiği mallarda % 40 indirim uygulamaya başlar.</p>
<p>Fakat tüm gücüyle direnen Baysal, 1970 yıllarda Avusturya, Almanya, Yunanistan ve Arap ülkelerine ihracata yapan bir fabrika durumuna gelecek olan fabrikasını ayakta tutmayı başarır.</p>
<p>1951 yılında &#8216;İzzet Baysal Döküm Sanayii Müessesi adı altında üretime başlayan kuruluş, 1957 yılında bir aile şirketine dönüştürüldü ve adı da &#8216; İzsal Döküm Sanayii A.Ş.&#8217; olarak değiştirildi.</p>
<p>1980 yılına kadar bilfiil çalışan İzzet Baysal, 1986 yılında ikinci eşi Nafize hanımı kaybettikten sonra İzzeü Baysal Vakfı&#8217;nı kurdu.</p>
<p>1994 yılında fabrikasını kiraya vererek, iş hayatından çekildi ve ve tüm çabasını İzzet Baysal vakfının hizmetlerine ayırdı. Baysal bu hizmetini ölüm tarihi olan 5 Mart 2000&#8242;e kadar sürdürdü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozgecmisi.com/izzet-baysal-biyografisi.html/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
